Dr. Meriç Aksoy, Dermatolog, Osmanoğlu Hastanesi
Yaşlılık, hepimizin başına gelebilecek, biyolojik, fizyolojik, kaçınılmaz bir olaydır. Organizmayı tümüyle ilgilendiren yaşlılık belirtileri en çarpıcı olarak deride kendini gösterir. İncelme, kuruma kabalaşma, kırışma, lekelenme, kabuklanma; elastikiyet kaybına bağlı olarak gevşeme, sarkma, saçlarda seyrelme ve beyazlaşmalar; iyi ve kötü huylu cilt lezyonlarının oluşumu ve sayıca artması; soluk, cansız görünümlü deri… İşte yaşlılığın dış cephesi...
Kişiden kişiye farklılıklar gösteren deri yaşlanması çevresel faktörlerin etkisiyle artar. Özellikle güneş yaşlanma sürecini hızlandırır. Kırışıklıklar hem sayıca artar, hem derinlik kazanır. Lekelenmeler çok artar. Cilde ait iyi ve kötü huylu oluşumlar hep güneşten olumsuz olarak etkilenir. Güneş ışınları aynı zamanda kanserojen ışınlardır. Cilt kanseri eğilimini arttırır ya da mevcut oluşumların kanserleşme sürecini hızlandırır.
Güneş, sigara, kirlilik yaşlandırıyor;
Güneşe maruz kalmanın yanı sıra sigara içme ve sigara içilen ortamlarda bulunma, hava kirliliği, soğuk sıcak, rüzgâr, yaşlanma ve yıpranma sürecini hızlandırır. Şeker hastalığı başta olmak üzere, metabolik, hormonal hastalıklar, yoğun stres altında kalma, aşırı yorgunluk uykusuzluk doğal yaşlanma sürecini tabiî ki olumsuz etkiler.
Düzensiz kahverengi lekelerin nedenleri;
Yaşlandıkça derinin yapısı değişir. Hücre yenilenme hızı azalır. Bariyer fonksiyonu, yara iyileşmesi, ısı düzenlenmesi yavaşlar. Derinin rengini veren hücrelerin sayısı ve işlevi azalır. Deride solukluk ve güneş gören yerlerde düzensiz kahverengi lekeler oluşur, damarlanma azalır. Ter bezi sayısı ve salgısı azalır dolayısıyla terleme azalır. Yağ bezlerinin yağ salgısı azalırken büyüklüğü artar. Yüzdeki beyaz kabarcıklar bu nedenle oluşur. Düzensiz yağlanmaya bağlı olarak yüzde ve saçlı deride pullanmalar, kaşıntılar görülebilir.
Kılların, saçların sayıca azalması ve beyazlaşması yaşlanmanın en belirgin işaretlerindendir. Kadınlarda menopoz sonrası hormonal değişime bağlı olarak alt çenede kıllanmalar olabilir. Erkeklerde ise yaşlandıkça kaşlar uzar, burun ve kulak kılları da uzar. Tırnaklar yaşlılarda geç uzar, mat görünümlüdür. Ayak tırnakları, sertleşir, kalınlaşır, kıvrılır. El ve ayak tırnaklarının muntazam bakımı yapılmalı ve kısa tutulmalıdır.
Terleme, nemlenme, yağlanma azaldığı için yaşlıların çoğunda deri kuruması vardır. Bu da kaşıntıya davetiye çıkarır. Özellikle kollarda ve bacaklarda fazla olmak üzere kuru- kabalaşmış, kepekli deri kış aylarında soğuk ve ısıtıcıların etkisiyle daha çok kaşınır. Ancak kaşıntıya neden olabilecek sistemik veya deriye ait bir hastalık var mı diye araştırılmalıdır. Kullanılan ilaçların yan etkisiyle kaşıntı olabilir, ayırıcı tanı ve değerlendirme ihmal edilmemelidir.
Işığa bağlı yaşlanma;
Yaşlıların derisi kurudukça kaşınır, kaşındıkça ekzematizasyon ve kuruluk artar. Güneşte çok kalındığı zaman da kuruma ve beraberinde kaşıntı rahatsız edici boyutta olabilir. Güneş gören alanlarda yaşlanma belirtilerinin daha fazla olmasına ışığa bağlı yaşlanma denir.
Yılın büyük bir bölümü güneşli geçen ülkemizde kişilerin giysilerle korunmasının
(açık renk ve pamuklu giysiler ve şapka) yanı sıra, düzenli olarak güneşten koruyucu kremlerin kullanılması oldukça yararlıdır. Ayrıca yerel olarak sentetik A vitamini içeren
kremlerin kullanılması (gece yatmadan önce) güneşe bağlı lekelerin ve kırışıklıkların azalmasını sağlar. Koruyucu krem veya losyon kullanmaları, onları güneş hasarından bir dereceye kadar koruyabilir.
Yaşlandıkça derinin en dışındaki tabaka olan epidermis incelir ve böylece deride kolayca su toplaması, yara, sıyrık oluşur. Ayrıca koruyucu olan yağ tabakası da azalır. Deri su tutma kapasitesini azalttığı için kurur. Dokunma, basınç, titreşim, sıcak ve soğuk duygularının algılanması azalır, böylece deri travmalara açık hale gelir.
Yara iyileşmesi 4 kat yavaşlar;
Yaşlanan deri genç deriye göre kendini daha zor tamir eder. Yara iyileşmesi 4 kat daha yavaştır. Bu da basınç yaralarına ve enfeksiyona neden olur. Diabet (şeker hastalığı), kan damarlarındaki değişiklikler, bağışıklık sistemindeki yetersizlikler ve benzer faktörler de yara iyileşmesini etkiler. Yaşlı insanlarda deri hastalıkları daha sık görülür. Yaşlı kişilerin % 90’ından fazlasında bir veya birkaç cilt hastalığı vardır.
Rutin bakım;
Cildimize rutin bakım yapılması gerekir. Öncelikle cildimizi temiz tutmalıyız. Cildimize uygun yıkama jeli kullanarak cilt bakımına başlayabiliriz. Yaşlılarda genelde deri sarkmaları olduğu için sıkılaştırıcı, nemlendirici, besleyici krem ve losyonlara ihtiyaç vardır. Bunlar aynı zamanda kırışıklıkları da önleyici olursa kullanıcıyı daha çok mutlu eder. Nemlendirme çok önemlidir. Herkesin güneşten korunması gerekir ama yaşlıların daha çok güneşten korunması gerekir. Gece kremleri daha yoğun bir beslenme sağlar. İleri yaşlarda ihmal edilmemesi gereken en önemli bakım ürünlerinden birisidir. Gece kremi, gündüz kremi, göz çevresi kremi ve güneşten koruyucu krem yada losyonlar ihmal edilmeden kullanılırsa mutlaka istediğimiz sonuca ulaşırız.